EĞİTİM VE BİLGİ İÇİN: 0216 493 59 09
Heey! Beynim Nasılsın?

GÖRSEL SİSTEM PROGRAMI

Beyin üzerinde en fazla etkisi olan duyu organımız gözdür. Görme ile ilgili sinirler beyinde çok fazla yer kaplıyor. Sinir bilim araştırmalarına göre beynimizdeki verilerin %80 görsel yolla alınıyor. Fotoğraf ve video eklendiğinde %65 hatırlanıyor.


İnsanların ismini unutsak da yüzlerini hatırlamamızın nedeni yüz hatlarının göz yoluyla beynimize kaydedilmesidir.


Araştırmalar artarak göstermekte ki; beynimiz sürekli gördüğünü çarpıtıp değiştirmekte. Beynimiz hayal ederek cesurca kestirmeden gitmekte. Her seferinde elde ettiğimiz görüntüyü, yeni baştan değerlendirmeye alacağımız yere dışımızda neler olduğunu, geçmiş deneyimlerimizden yola çıkarak tahmin ediyoruz.


  • blog image

Gözlerimizi her açtığımız an, beynimiz çok yoğun oranda ek bilgiyle dolmakta. Beyin, dışarıda ne olduğunu görmemize izin vermez, çoğunlukla uydurur durur. On yıldan fazla zamandır nörobilimciler kendi özel dünyamızı nasıl yarattığımızı yavaş yavaş anlamaya başladılar.


Eğer etrafınıza bakarsanız dünya oldukça yüksek çözünürlüklü, neredeyse fotografik olarak net ve tam gibi gözükmekte. Aslında bu resmin oldukça küçük bir kısmını elde ediyorsunuz. Gerçekte gördüğünüz ya da gördüğünüzü düşündüğünüz pek çok şey ile hafızanızı dolduruyorsunuz.



Bu bilgi akış yollarının keşfi, görsel beyni anlamada tamamen devrim yapmıştır. Görsel beyni artık dış dünyadan gelen bilginin içeriye doğru aktığı tek gidişli cadde gibi düşünemeyiz. Onun yerine, beynin derinliklerinden gelen ve geri beynin derinliğine dönen yoğun miktardaki depolanmış bilgi, çift yönlü bir cadde gibi gözükmekte. Dolayısıyla dünyayı algılamamız, gözümüzün önünde durandan değil görmeyi umduklarımızdan etkilenmekte.


Gören göz değildir, göz, kamera gibi sadece araçtır, arkasında gören şuurlu biri olmazsa, gözün tek başına bir anlamı olmaz.


Dışarıda var olduğunu zannettiğimiz canlı ve ışıklı dünya, varlığın aslını bizim hiçbir şekilde göremediğimiz, bizde algı olarak meydana gelen bir hayaldir aslında. Şuan gördüğünüz pembe araba, gerçekte tümüyle bir karanlıktan ibarettir. Orada hiçbir renk yoktur. Bize ait bu canlı ve renkli görüntüyü algılamamızı sağlayan şey, yalnızca beynimize iletilen elektrik sinyalleridir. Işık; beynimizde meydana gelen bir algı olmasının dışında, dışarıda da yalnızca bir enerji şekli olarak vardır.Dolayısıyla, maddenin varlık sebebi olarak düşünülen ışık, bizim için yalnızca bir hayalden ibarettir.


Bu gerçeğe baktığımızda ilginç bir sonuca varırız: Aslında gözümüzün "görme" gibi bir özelliği yoktur. Göz, sadece fotonları elektrik sinyaline çeviren bir ara birimdir. İdrak etme kabiliyetine sahip değildir. Çevremizi sardığını düşündüğümüz pırıl pırıl dünyayı seyreden göz değildir. Işık veya renk hissi gözde oluşmaz.


Görsel Sistem


Hemen hemen herkes görsel algı ve göz kasları ile ilgili problem yaşamaktadır. Araştırmalarımızdan da göreceğiniz gibi hiç kimsenin mükemmel bir görsel sistemi yoktur. Sağ ve sol gözümüz arasında farklılıklar vardır. Aynı şekilde çalışmazlar. Bunun anlamı, beyin her iki gözden iki farklı resim alır ve bu iki resmi birleştirerek görmede netlik sağlar. Beyin, birçok resimle karşılaştığında bunları birleştirmek için çok çaba sarf eder ve çalışması yavaşlar. Eğer gördüğü resimleri hızlı birleştirip algılamak isterse, bu seferde görüş alanını daraltır ve detayları kaçırarak görmesi gerekenin çoğunu göremez. Örneğin, araba kullanırken görme alanının dar olması, bize sağ yada soldan gelen araçları yada engelleri görmemizde güçlük çıkartır. Çok stresli durumlarda kısa süreyle beyin bir gözün gördüğünü doğru algılamasını engelleyebilir. Yani normal şartlarda bir cismin bize olan uzaklığı ya da gelen cismin hızını her iki gözümüzle algıladığımız için bu engel, bizim stresli durumlardaki görme yetimizde problem yaşamamıza, bu da bizim hata yapmamıza neden olur. Trafik kazaları çoğunlukla bu yüzden gerçekleşmektedir. Uygulanan görsel egzersizler sonucunda göz sisteminin kalibrasyonu sağlanarak günlük yaşantıdaki farkındalık artırılmış olur.


  • blog image

Gözler ise bir ayrıcalık oluşturur. İki gözün de görme alanı beynin her iki hemisferi tarafından analiz edilir. Sağ hemisfer bir gözün görme alanı bilgilerini sol hemisferden alır ya da tam tersi olur. Bu iş bölümüne karşın yine de bir gözümüzün tarafını daha çok tutarız. Fotoğraf makinasının vizörüne, mikroskoba ve teleskoba bu gözümüzle bakarız.


Eğer hangi gözünüzün baskın olduğundan emin değilseniz, işte size bir test:


Gözlerinizi uzaktaki belirli bir cisme odaklayın, başparmağınızı o cisimle aynı hizaya getirin. Sırayla gözlerinizin birisini kapatıp diğeri ile bakın. Hangi gözünüz ile az önceki cisimle başparmağınızı üst üste görüyorsanız baskın gözünüz odur.


Sizin Hangi Gözünüz Baskın: Sağ mı, Sol mu?


  • blog image

  • Elinize A4 büyüklüğünde bir kağıt alın.
  • Ortasına bir yuvarlak yapıp, yuvarlağı kesin.
  • İki elinizle kağıdı yatay olarak tutun.
  • İki gözünüz açıkken kağıdın ortasındaki delikten, karşıdaki bir objeye (örneğin elektrik düğmesi) bakın.
  • Sol gözünüzü kapatın. Objeyi hala görüyor musunuz? Cevabınız evet ise sağ gözünüz baskın.
  • Sağ gözünüzü kapatın. Objeyi hala görüyor musunuz? Cevabınız evet ise sol gözünüz baskın.

Hepimizin bir gözü diğerinden daha güçlüdür ya da bir gözümüzü diğerine göre kullanmayı tercih ederiz. Bu da o gözümüzü diğerine göre daha fazla kullandığımızı ve aslında baskın gözün o olduğunu bize söyler.


Günlük hayatımızda her zaman tek gözümüz bakış açımızı belirler. Genel olarak insanlar arasında çoğunlukla baskın gözler sağ göz olarak gözükür. Sol göz buna göre daha nadir baskındır. Toplumun üçte ikisinde sağ göz, üçte birinde sol göz baskındır.


Göz Takip Hareketleri


  • blog image

Gözlerin sorunsuz şekilde dikey yatay ve çapraz olarak aktif ve pasif bir şekilde hareket ettirilmesi ve tutulması ve bu işleri esnasında gözde atlamalar olmaması.


İŞ HAYATI:

Metin yazışmalarının okunması daha kolaylaşır ve hızlanır.Okunandan daha fazla şey anlaşılır ve bir metnin yazıya dökülmesi bilgisayar üzerinde daha kolaylaşır.


OKUL HAYATI:

Okuma ve güzel yazma iyileşir.Satır takibi kolaylaşır ve yazma esnasında hata oranı azalır.


Takip etme, gözle bir objeyi sürekli olarak atlamalar yapmadan kesintisiz bir şekilde izlemek anlamına gelmektedir. Bunun için iyi antrene edilmiş göz kas yapısına sahip olmamız gerekir. Gözlük kullananlar için çerçeveden dolayı bu alıştırma biraz kısıtlıdır. Bu sebeple gözlerimizi değil sadece başımızı hareket ettiririz.


En doğru gözle takibi kitap okurken yapmaktayız. Yapılan araştırmalarda okuma ve hatta doğru yazma faaliyetlerinde başarısız olan birçok çocuğun aslında gözle takip etme eksikliği olduğu belirlenmiştir. İlkokuldaki gibi harf harf okumaktansa artık kelime kelime okumaktayız. Fakat bu bile yanlış sonuçlara yol açabiliyor. Tüm kelimeleri uzunluklarına, genişliklerine, ilk ve son harflerine bakarak bir resim olarak beynimizde depolamaktayız. Depoda bulunmayan yeni bir kelime okumaya çalıştığımızda tüm harfleri görerek okuruz.



Göz Odaklanması


  • blog image

Uzaklık ve hızın doğru tahmini. Bunun için ilk planda dominant göz ve ardından binoküler görme gücü sorumludur.

İŞ HAYATI:

Ofisin ya da çalışma alanın yapısı ve konumu performansımızı dominant göz sebebi ile artık etkilemez. Toplantı yada seminerlerde algı ve görüş açısı daha iyileştiği için konuya hakimiyet artar. Vücudumuzun dominant göze hitap etmek için döndürmeyiz.


OKUL HAYATI:

Derste olup bitenin algılanması dominant göz ve oturma yerinin önemi olmadan gerçekleşir.


Üçüncü görsel bileşen gözün odaklanmasıdır. Normalde dominant göz bu işten sorumludur. Kesinlikle genetik bir durum değildir, aksine tam bir tesadüftür. Günün birinde bir göz bu işi yapmaya başlar ve bir ömür boyu bundan sorumlu olur. Bu göz her zaman çok sağlam bir görsel kabiliyete sahiptir; fakat bazen bu mümkün olmayabilir ve biz büyük sorunlarla karşılaşabiliriz. Sağ kanatta oynayıp sağ gözü dominant olan futbolcular genellikle orta alana doğru hareket etmek için önce kafalarını çevirirler ve gövdeleri onu takip eder. Bu da topa hükmetmeyi zorlaştırır. Yaz tatilinden sonra derslerinde düşüş yaşayan çocukların %90’ı yanlış yerde oturmaktadırlar. Sol dominant göze sahip olup sol tarafta oturduklarında dışarıda olan her şeyi rahatça kavramaktadırlar. Sağ tarafta veya ortada oturduklarında ise her şey oldukça güzeldir. Bilgisayarımızı masanın tam ortasına koyduğumuzda dominant gözün bulunduğu tarafa koymalıyız. Diğer tarafa koyduğumuzda başımızı her seferinde çevirmek durumunda kalacağız ve boyun kaslarımızda sorunlar yaşayacağız. Sinema salonunun ön tarafında ve sağda oturduğumda sağ dominant göze sahip olmama rağmen filmden keyif alamayacağım. Bunun yerine sol tarafta ve daha ortalarda bir yerde oturmayı tercih edeceğim. Bu durum dominant gözümüze ne kadar bağımlı olduğumuzun bir göstergesidir.


  • blog image

Eğitimlerimiz